Yürürdüm.. Bir elimde kavak ağacının ince dalından olan bir sopa ..uzun ince otların arasından geçerken sopayı savururdum. Sonra, Koşardım. Nefesimin yettiği yere kadar, soluksuz kalana kadar. Yığılırdım, sırt üstü olduğum yere. Elimi göğsüme götürür, kalbimin atışlarını hissederdim. Küt küt küt küt Gözlerimi kapar Düşünürdüm.
Geçtim mi bulutları ben, Korkardım ya geçemediysem ya yetişemediysem, açamazdım bir süre gözlerimi tedirginliğimi üzerimden atasıya kadar ama tedirginliğimi de aklıma getirmemeye çalışırdım…Tekrar elimi göğsüme götürür kalbimi dinlerdim. Hissederdim küt küt küt
Açardım gözlerimi Bulutlarım tam tepemde Sevinirdim Yetişmiştim.
Ressamdım, hem de öyle güzel öyle mükemmel, hangi ressam gökyüzüne resim yapabilir, istediğini çizebilir ki? Renklerim sınırlıydı, gökyüzü mavisi ve bulutun beyazlığı..ha birde ara sıra bulutların arasından gülümseyen güneşin ışığı…Isınırdım…
Dedim ya ressamdım..sınırlı rengim vardı..mavi ve beyaz.
İstediğim şekli verirdim bulutlara, çok sinirliysem sinirli bir insan yüzü… hüzünlüysem, bir çiçek yapardım bulutlardan ve çiçeğin üzerindeki çiğ tanesi gözyaşı olurdu benim için. Sevinçliysem, parlayan bir çift göz çizerdim gülümseyen dudaklar yerine, samimi bulmazdım gülümseyen dudakları, samimiyet gözlerdedir .
Sıkılırsam ressamlıktan, güneş bana bakardı bulutların arasından, bende ona mahçup…
Yürürdüm Koşardım Yığılırdım Ressamdım
Sonra Oyun oynardım bulutlarla Şu ben şu sen Kim önde Ben.
Yakalayamazdım..yakalayamazdın..beklerdim..beklerdin..bazen kolkola olurduk Ama yinede Yarışırdık Gözden kaybolasıya kadar
Sonra Kaybolurduk. Yağmur taneciğiydik aynı yere aynı zamanda Yağardık.
|
2009-02-17 14:28:05 - yağmur